Bugünün güzelleri. 

Okul bittiğinden beri yayınevlerine gidememiştim. Aşkı götürünce ben de faydalandım indirimlerden. Sel, Ayrıntı ve İletişim yüzde 30 indirim yapıyor eğer yüz bin kere söylememe rağmen bilmeyen varsa hala hatırlatayım. İstanbul’da olanların fuar, internet indirimi beklemesine çok da gerek yok. Bu da bu şehrin güzel yanlarından biri.

Bugünün güzelleri.

Okul bittiğinden beri yayınevlerine gidememiştim. Aşkı götürünce ben de faydalandım indirimlerden. Sel, Ayrıntı ve İletişim yüzde 30 indirim yapıyor eğer yüz bin kere söylememe rağmen bilmeyen varsa hala hatırlatayım. İstanbul’da olanların fuar, internet indirimi beklemesine çok da gerek yok. Bu da bu şehrin güzel yanlarından biri.

Sylvia Plath - Günlükler

Sylvia ile ne kadar benzeştiğimizi iyice anlamak için günlüklerini okumam gerekiyormuş. Bu alıntıların (ortak düşünceler de diyebiliriz) devamı gelecek. Sevgiler!

Luis Bunuel & Salvador Dali - Un Chien Andalou (Bir Endülüs Köpeği) (1928)

Film sürrealist etki ile çekilmiş ilk deneysel film olma özelliğine sahip. Dali ve Bunuel’in rüyaları filmin çekilmesi için iki sanatçıya da esin kaynağı olmuş. Filmin yapım yılı 1928 olsa da film 1929 ylında Paris’te çekilmiş.

Sürrealizm gerçek olmayanı yansıtmayı değil gerçeğin insandaki iz düşümünü yansıtmayı amaçlar. Bu yüzden film ile herhangi bir mantık aramaksızın kişinin gördüklerini kendi içinde tartması ve ruhunun derinliklerinde anlamlandırılması amaçlanır. Zira çoğu sahnenin mantıksal bir açıklaması yoktur ve yukarıda bahsettiğim gibi rüyalardan meydana gelir. Temel olarak amaç aslında şok etkisi yaratmak ve izleyenlerde bir etki bırakmak hatta ufak çaplı bir skandala yol açmaktır.

Not: Birkaç sahnenin (kadınla temas kurmak isteyen adamın piyano, eşek ve birkaç adamı çekmesi vb.) yorumlaması ve analizi mevcut. Ben detaylandırmaya girip haddimi aşmayayım. 

Oyun.

Tek kişilik bir oyun bu çift kişilik aşkımızda. Bir ben biliyorum kuralları ve o kurallar durmadan değişiyor. Yetişemiyorum. Sana direnen, dayanan ve adanan o kadar çok kelime var ki. Kaçmak, susmak ve dinlenmek en iyisi. Konuştukça kayboluyor toz pembeliği sevdanın. Boşuna inanmıyorum ben sözlerin, kelimelerin gerçekliğine.

Üstüne düşmekten ziyade kendime dönmem lazım. Kendimi bilmem ve tanımam. Ne istediğimi bilmiyorum. Ah bir anlasam. 

Bu sıcak havalar, bu yapış yapış nem ve benim tutarsızlıklarım. Hepsi bir arada çekilmez oluyor. 

Söz. Kendime. Bir daha başkası olmayacağım.

Tatia Pilieva - Undress Me

Daha önce birbirini hiç görmemiş ve tanışmamış iki kişi birbirini soyup aynı yatağa girerse ne olur?

Becoming Jane (2007)

Film Jane Austen’in romanları kadar romantik ve kederli hayat hikayesini konu alıyor.

Aşkın tüm ağırlığını taşıyacak ve onsuz olabilecek kadar güçlü, hep yazan, hiç vazgeçmeyen, yaşadığı döneme ve koşullara inat inanmadığı hiçbir şeyin yanında durmayan, inatçı, çok güzel bir kadın Jane Austen.

Anonymous said: Bütün kitaplarını/kitaplığını çekip atar mısın

Ya benim kitaplığım beş katlı ve dopdolu ve yeni bir kitaplık almam gerek. Kitaplığa sığmayanların bir kısmı masa üstümde, bir kısmı raflarda. Dergilerim komodinimin alt gözünde. Rory Gilmore gibi yakında bazalara, çekmecelere koyacağım kitapları bu gidişle.

Kocaman bir kitaplık bulayım gönlüme göre (gönlüme göre de bulamıyorum anacım. Ya raf yüksekliği çok abes ya  raf genişliği daracık.) o zaman mis gibi çekerim. Bu haliyle parça pinçik uğraşamam Anonimim.

Sevgiler, iyi bayramlar!

Not: Herkese iyi bayramlar, öperim!

ceyhunerdas said: güzel blog ^^

Yalnız ben de seni sevdim şekerim. Takip edin çocuklar!

Anonymous said: Merhaba sana bir süredir sormak istediklerim var umarım cevaplar ya da ilgili bir post atarsın :) öncelikle ikinci el kitaplarını nereden temin ediyorsun? gerçekten paylaşırsan çok işimi görecek. İkinci olarak beat kuşağı seviyorsun galiba? Önerilerini bekliyorum bu konuda bir post yahut burada kısa bir cevap çok iyi olur! Son olarak da bukowski hakkında ne düşünüyorsun? Doyurmadığı doğru mudur? Okumalı mı?

Merhabalar. :)

Sırasıyla cevap vermem gerekirse:

1)İkinci el kitaplarımı eskiden çoğunlukla Aslıhan’dan alıyordum. (Galatasaray Lisesi’nin karşı sokağında Nero’nun yanındaki sahaflar pasajı.) Artık hemen hemen hepsini Kafkas’dan alıyorum. (Bahariye’de Atlantis sinemasının yanındaki sokaktaki sessiz ve sakin sahaflar pasajı.) Yine eskiden İstiklal’in arka sokaklarını gezer ve tüm sahafları yoklardım. Karşına ne çıkacağı hiç belli olmuyor. Oturduğun bölgedeki küçük sahafları da küçümseme derim. 

2)Beat kuşağını çok seviyorum. Daha doğrusu o ruhu, ortaya bir şeyler çıkarmaya çalışan ve düzen bozan, yenilenen ve yollarda geçen ruhu çok seviyorum. Beat kuşağının iki önemli ismi Kerouac ve Ginsberg’i muhakkak okumalısın. Yolda ve Uluma ilk başlangıcın olsun. Sel’den çıkan harika bir kitap var: Ginsberg’in Toplu Halüsinasyon'u. Bunu okumayı çok istiyorum. Senin de aklında bulunsun. Çıplak Şölen'i de beat kuşağının kutsal kitabı ilan etmişler fakat ben pek de sevemedim hatta yarım bıraktım. Okunması zor. Kötü diyemem asla. Yine Kerouac'ın Beat Kuşağı, Big Sur, Yeraltı Sakinleri, Zen Kaçıkları kitapları, Neal Cassady’nin Üçün Biri adlı otobiyografik romanı, Burroghs ve Kerouac’ın ortak yazdığı Ve Hipopotamlar Tanklarında Haşlandılar adlı gerçek bir öyküden yola çıkılarak yazılmış muazzam kitabı okuyabilirsin. Ben de bu kadarını okudum sayılır.  

3)Doyurmadığını söylemek kimin haddine acaba? Bence okumalı. En azından listemde bütün kitapları var ve okumadıklarımı tamamlayacağım.

Umarım işine yarar sevgili Anonim. Sevgiler!

Not: Post halinde görmek istediğiniz konuları bloga yazmaya çalışıyorum fakat bunlar yanıtı kısa yoldan verilecek sorular olduğu için cevaplamayı tercih ettim. 

Sylvia (2003)

Canım Slyvia Plath’in hayat hikayesini anlatan filmde Slyvia Plath’i Gwyneth Paltrow canlandırıyor. 

Sancılı, anlaşılması güç, her daim huzursuz bir kadın. Devası ve dehası kelimelerinin içinde saklı. Yazan ve üreten kadın nasıl olursa olsun hep güzel, en güzel bana göre.

Kucak aç.

İçimde onca karmaşayı ve mutsuzluğu yok eden, edebilen bir sevgi var. Yüzümde hiç büyümeyen o çocuksu ifade, sol yanağımda kocaman diğerinde küçücük bir gamze, ellerim rengarenk ojeli, mutluluğunu küçük şımarıklıklarına borçlu bir kız çocuğuyum ben. Büyümem. Büyümek çok sıkıcı. Ellerim geleceğe uzandıkça kısalıyor boyum. Alice’in içtiği o iksirden damlatıyor içtiğim sulara Tanrı. 

Güzellikler, ışık, zifiri karanlık ve suretlerle ama en çok da kelimelerle sevişiyorum. Ruhum aydınlanıyor. O bunu hiç bilmiyor. Bense ilk gördüğünde küçük bir kız çocuğuna benzettiği suratımı asmak yerine kırık bir gülümseme konduruyorum yüzüme. Seviyorum kendimi. Onca şeye rağmen. Onsa yanlış, onca hata, onca günaha rağmen ufacık bir siyahlık bulaş(a)mamış kanıma. Kendimle gurur duyuyorum. Sevme gücüme, fedakarlıklarıma, adım atmak yerine dört nala koşan, telaşlı, heyecanlı ruhuma, aniden yükselen sesime, ağzımdan çıkan -bilerek ya da bilmeyerek- her sözcüğe, yazdığım her satıra dört elle sarılıyorum. Benim bir parçam onu güzelleştirecek, yeri geldiğinde iyileştirecek, huzur verecekse nasıl sarılmam?

Evde olunca böyle oluyor.

Evde olunca böyle oluyor.

Kramp.

Güçlü değilmişim ben. Midemdeki kramplar, bacaklarımı karnıma çektikçe artan kasılmalar, doğmayan küçük çocukların tekmeleri… Tahammül edemiyorum. Her yeni doğan günü nasıl böyle kirletiyoruz? Nasıl mahvediyoruz böyle yaşamayı? Nefes almak demek tüm o acıları biraz daha demlemem demek nefes borumda. Sonra süzülüp gitmeleri için kim bilir kaç şişe gözyaşı gerek? Umurunuzda mı?

Biraz keder, biraz baş dönmesi, sonsuza dek uykusuzluk ve birbirleriyle kavuşmaya hasret, bu sebeple çok öfkeli, hep isyan eden kirpiklerim var. Kim verecek bunun hesabını? Benim güçsüz ellerim mi, onların vicdansızlığı mı?

Benim günahım yok. Biliyorum.

Zola da balkon keyfini sevdi.

Zola da balkon keyfini sevdi.

Bu yaz “Ne Okuyacağım?” deme diye!

Geçen bir Anonim yaz tatilinde okuması için birkaç kitap önermemi istedi benden. “Madem böyle bir şey yapacağım tüm canlar için ortaya karışık birkaç öneri sunayım.” dedim ve unuttuklarıma yanarak işte bu postu yaptım. Umarım işe yarar.

Sevgiler, saygılar, öpücükler!

Bazıları Klasik Sever

Kamelyalı Kadın-A. Dumas

Rua Dam Vale-Nabakov

Madam Bovary-Flaubert

Yeraltından Notlar-Dostoyevski

Felatun Bey ve Rakım Efendi-Ahmet Mithat Efendi

Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç-Hüseyin Rahmi Gürpınar

Aylaklar-Melih Cevdet Anday

Ayaşlı ve Kiracıları-Memduh Şevket Esendal

Öykülerden Öykü Beğen

Dokuz Öykü-J.D Salinger

Son Kuşlar-Sait Faik Abasıyanık

Dert Yorumcusu-Jhumpa Lahiri

Çalı Horuzu-Michel Tournier

Küskün Kahvenin Türküsü-Carson Mccullers

Dost-Vüs’at O. Bener

Gecegezen Kızlar-Tomris Uyar

Bozbulanık-Nezihe Meriç

Ödlekler Cesurdur-William Saroyan

Nasıl Seviyorum Belli Değil

Franny ve Zooey-J.D Salinger

Adaş-Jhumpa Lahiri

O/ Hakkari’de Bir Mevsim-Ferit Edgü

Yolda-Jack Kerouac

Füruzan-Sevda Dolu Bir Yaz

Kazancı Yokuşu-Ferhan Şensoy

Canistan-Yusuf Atılgan

Yalnız Bir Avcıdır Yürek-Carson Mccullers

Göçmüş Kediler Bahçesi-Bilge Karasu

New York Üçlemesi-Paul Auster

Tanışalı Çok Az Oldu Ama Galiba Senden Çok Hoşlanıyorum

Bütün Hikaye ve Diğerleri-Ali Smith

Eva Luna-I. Allende

Locarno Dilencisi-Kleist

Yaz Ortasında Ölüm-Yukio Mişima

Beşinci Çocuk-Doris Lessing