Peyton Sawyer Ruhlu Kız

Your awesome Tagline

3 notes

Sevmeye değer mi?

Sesim çıkmıyor, galiba ben artık sindim.

Birine güvenmek ise melese ben sana güvendim. Kim ne derse desin hep sana inanmayı seçtim. Bu sonsuza dek sürer.

Hayallerim, belki de senin umursamadığın fikirlerim var. Keşke hakkımda ne düşündüğünü hiç eksiksiz senden dinleyebilseydim.

Birinin gözünde özel ve güzel olmak nasıldır? Nasıl sever bir erkek bir kadını? Gösterdiğin kadarıyla yetinmem imkansız. Bana ruhunu açman ve içindekileri bir bir anlatman gerek.

Daha kaç ay oldu? Kaç ay içinde biz böyle emin olduk her şeyden? Ben nasıl kaptırdım kendimi. Korkuyorum. Ya sen tanıdığım adam değilsen? 

Sözler verdik, kavgalar ettik, kimi zaman ne yapacağımızı bilemedik. Oysa şimdi her şey öyle kesin ve net ki. Tüm bu kararların bu kadar erken olması normal mi? Yoksa ilk kez böyle hissediyorum diye mi?

Bir yandan koca bir kadınım. Özgür, deli fişek, korkusuz… Sen işin içine girince ise gözleri dolu dolu, korkak bir kız çocuğu oluveriyorum. Hayallerim sen oluyorsun, idealim sonsuz mutluluk.Oysa ben mutlu olmaktan öte dilediğimi yapabilmeyi seçerdim her zaman.

Bir kendime gelsem. Bir netleştirsem her şeyi kafamda. Yoruluyorum.Yetişemiyorum. Zor geliyor. Oysa bir yanım nasıl mutlu. Sadece şu içimdeki dört nala koşan kıza söz geçiremiyorum… 

Filed under yazı günlük sevgili tumblr

5 notes

Her şarkının bir anısı var bende. Anı dediysem öyle çok romantik şeyler düşünmeyin hemen. Hayatımın her evresinde bir koku, bir ses ve bir tat hissederim. Her yeniden başlayış, her kapanış (irili ufaklı) ile bu duyular yenilenir.
Bu şarkının içinde yer aldığı albüm yeni çıkmıştı. Yeni mezun olmuştum. Saçmasapan bir işte çalışıyordum. Her sabah bu şarkıyı dinliyordum. Çalıştığım yerdeki insanların kokuları, sesleri sindi sanki bu şarkıya zamanla. Sonra bir iki kalp atışı eklendi. Sonra birkaç heyecan. Yazmak için yeni yerler arıyor, ilk kez benim gibi yazan insanlarla bir araya geliyordum. Ama yalnızdım. Yanıma gelen onca adamı uzaklaştırmak için yalnızlık harika bir şeymiş gibi davranıyordum. Oysa içim içimi yiyordu. Gözlerim onu arıyordu.
Aradan kaç ay geçti. O yalnızlığım, tek başıma sigara içişlerim, yemek molasında kimse görmeden kendimi dışarıya atma çabalarım, bir şekilde kendi işimle uğraşma isteğim, en yakın arkadaşlarımdan birini Ankara’ya uğurlayışım, giderek tek başıma kalmalarım nasıl uzak şimdi.
Hiç tahmin etmezdim böyle olacağını. Birini seversem bu sefer harika olacak diye düşünüyordum. Hata yapmayacaktım mesela. Ama yapıyorum işte. O da mükemmel değil. Hiçbirimiz değiliz. Arada kavga ediyoruz. Sonra yeniden barışıyoruz. Sonra ben kim bilir kaçıncı kez şaşırıyorum. Biriyle yeniden bir olmak, onunla tartışıp yeniden barışmak, biri için ağlamak, sinirlenmek nasıl oldu da bir kez daha başıma gelebildi? Ben bunca güzel şey için ne yaptım ki?

Filed under hayat günlük aşk yazılar anı birsen tezer kuş masalı

8 notes

Hazır ve nazır.

Sormadan edemiyorum: Neden böyle? 

Tam içim kaldırıyor, “Oh ben çok iyiyim.” diyorum ve yine bin tilki dolaşmaya başlıyor zihnimde. Bu kadar düşünmek hiç iyi değil.

Karşılığını beklemekten usanan bir sevginin kırılganlığı gibi bir şey bu içimdeki. Oysa daha ne kadar oldu ki?

Bilmiyorum. Belki de bunca merakım, bunca bekleyişim sadece şu gitme ve terk etme isteğim yok olsun diyedir. Bir yere, birine ait olmam, bir hayat kurmam gerek sanki durulmam için. Aksi halde bir gece ansızın gidebilir ve kendime başka bir hayat kurabilirim. O bunu hiç bilmesin en iyisi. 

Gün geçtikçe yapmayı istediğim her şey bir kuş olup uçuyor avuçlarımdan. Oysa daha çok gencim. O kuşları yakalamama yardım edecek bir özgürlüğüm, hayallerimi gerçekleştirecek kadar yoğun tutkularım var. Ama elim kolum bağlanıyor. Bir adamı seviyorsun, bir şehre bağlanıyorsun ve içinde kopan fırtınalar yok oluyor. Derdin evlilik, hayalin bir bebek, bir damla huzur ve sıradan bir hayat oluyor. Olmamalı. Sen bu musun? Aynaya baktığında onca yıl tutkuyla savaşan; okuyan, yazan, hayal kuran ve hep isteyen kadından geriye sevdiği adamdan huzurlu bir yaşam dilenen bir kadın kaldığını görünce hiç mi için sızlamıyor?

Aşk, peşinden koşacağın özgürlüklerin olsun.

Bu dünyaya bir canlı getirmeden bu dünyada bir küçük izin olsun.

Sen busun. Böyle mutlu olacaksın.

Varsın o kadınlar huzurlu yuvalarında kocalarıyla çekirdek çitlesinler. Bebek kusmuğu, ıslak mendil kokusu, iki küçük ayağın yumuşaklığı içinde günlerini geçirsinler. 

Sen sev. Yaşa. Aşkının peşinden koş. Yüreğinin sesini dinle. Hep yaz. Hep oku. Hep gül ve ellerini hep en ileriye, bilmediğin karanlıklara, çok yükseklere uzat. Korkma. Düşünme. “Ne olur?” diye telaşlanma.

Unutma: Sevdiğini en çok kendini sevdiğin zaman sevmiş olacaksın. Kendini sevmen için kendine inanman gerek. Kelimelerinle güzelliğine güzellik kat, aklınla büyüle onu. Aşık et ve aşık ol.

Yolun sonu elbet huzurlu bir yuvaya çıkacak.

Filed under günlük yazı saçmalamacalar kadın hayal

0 notes

Anonymous asked: Öncelikle çok mutlu oldum bloğunu okurken , ayni zamanda cok beğendim insani kitap okumaya özendiren bi havasi var , paylasimlarin ayrıca çok güzel ve özel :)

Çok çok teşekkür ederim kuzucuk. Sevgiler, öpücükler!

20 notes

Anonymous asked: Canımcım sanatla-edebiyatla ilgili film önerir misin?

Hemmen en sevdiklerimi sıralayayım canımcım:

Sylvia (2003) (Sylvia Plath’ın hayat hikayesi)

Aşkın Son Mevsimi (The Last Station) (2009) (Tolstoy’un hayat hikayesi)

Amadeus (1984) (Mozart’ın hayat hikayesi)

Sevdiklerini Öldür (Kill Your Darlings) (2013) (Allen Ginsberg ve Beat kuşağı üzerine)

Evde (Dans la Maison) (2012) (Yazmak üzerine)

Ruby Sparks (2012) (Yazmak üzerine)

Otomatik Portakal (A Clockwork Orange) (1971) (Kitaptan uyarlama)

Koku: Bir Katilin Hikayesi (Perfume: The Story of a Murderer) (2006) (Kitaptan uyarlama)

Rosemary’nin Bebeği (Rosemary’s Baby) (1968) (Kitaptan uyarlama)

Paris’te Gece Yarısı(Midnight in Paris) (2011)  (Yazmak üzerine)

Not: Daha çok var yahu. Yazmaya üşendim. Yeter değil mi şimdilik? 

Filed under film sanat edebiyat anonim

8 notes

Deli saçması.

"Birileri için bir şey yapmam gerek." diye düşünüyorum. Sıkıldım ben bu aşk mevzularından. Bir hayat kurtarsam, bir gencin zihnini aydınlatsam hiç olmadı kendi hiçliğimin farkına varmak için bir ipin ucunda sallansam daha iyi hissedeceğim.
Komik. Eskiden birinin olmak isterdim şimdi tüm dünya avuçlarımda olsun istiyorum.
Görmek çok mühim mesele. İlkokulda bir deneme okumuştum “görmek” ve “bakmak” üzerine. O gün bugündür her baktığımı ne kadar gördüğümü hesaplarım zihnimde.
"Görmek" diyordum. Ne kadarımı görüyor ki insanlar? Oysa ben onca hevesle içlerine kadar sokuluyorum. Sığ ve saf bir tanımlama da getirseler üzerime umurumda değil. Kim olduğumu hiç bilemeyecekler.
Konuşmasam, eksik hissetsem ama sonunda kazanan ben olsam mesela? Ben bilsem herkesi ve her şeyi ve onlar hep benden yoksun kalsalar? Hep kendimi düşünsem, hep odak noktası ben olsam hayatımda?
Herkes gidiyor ve ben kalıyorum. Herkes gidiyor ve kendine kalıyorsun. Başka hangi şekillerde yazarsan yaz. Bu böyle.
Bugün öylece düşünürken, hiçbir neden yokken ve tam sırası gelmişken (selamlar Ortaçgil) nasıl özledin yalnızlığını?
Dinle, uzaklaşman için sana son bir fırsat veriyorum. Git ve kendini kurtar.

Filed under saçmalamacalar cidden tam bir deli saçması içimdekiler ne kadar da gereksizler

2 notes

Kendi kendime.

Gel otur biraz anlatacaklarım var.

Ben şimdi bu ruhsuz kadını ne yapayım?

Alev alev yanan bir bedenden sadece posası kalmış, kokuşmuş bir meyveye dönüyorum. Öyle ani ki değişimlerim başın döner.

Nedenlerini nedensizliklere dönüştürme konusunda bir hayli hayalperest davranıyorsun. Nasıl bir kadın oldun sen? Kutlamalı mıyım?

Bu kendi kendime konuşmaların yeni mi sanki? Korkma devam et.

Sonra “Kadın olmayı beceremedim.” diye için acıyacak. Ertesi gün o içindeyken çıkardığın seslerle evrene rüşdünü ispat edeceksin. Öyleyse bırak evren karar versin.

Aç kollarını, bacaklarını en çok da zihnini. Bir yol seçmiştin kimseye söylemeden. Bırak artık şu “anlamıyorlar”ı da dilinden.

Anlamadıkları için varsın. Anlatamadığın için bunca aşkın.

Senin tutkun böyle doğdu. Sen böyle olmak istediğin kadın olacaksın. Bu kelimeler bir gün senin şimdi aynada gördüğünle eşdeğer bir yüzün güzelliği olacak.   

Ellerini aç. Zihnini en çok. Kelimelerin birkaç adamın kalbine dolsun. Onlar aşık oldukça sen daha çok seveceksin sevgilini.

Yok olma pahasına kopar bedenindeki tüm kelimeleri. Açsın. Açılsın. Açmaya korkmadığın bacakların, muzır ellerin, sonsuz bir düşünce gücün varken kim kadınlığını, güzelliğini sorgulayabilir?

Sev ama en çok aşık et. Bak o zaman kelimeler nasıl peşinden koşacak.

Filed under aşk kendi kendime kelime günlük saçmalamacalar kadın yazar yazmak tutku

5 notes

Sevgili Tumblr

Saat 1.22. Nihayet evdeyim. Uzun, çok uzun ama çok güzel bir gündü. Aşkla çocukluğumun geçtiği sokaklarda yürüdüm el ele. Onu en sevdiğim dondurmacıya götürdüm. O dondurmayı sevdi, ikinci kez yemek istedi ben mutlandım. Olan zavallı midelerimize oldu.
Gece enfes bir konserle noktalandı. Birsen Tezer ve Ortaçgil’i izledik. Arka fonda canlı canlı Ortaçgil çalarken öpüşmek paha biçilemez.
Şimdi gözümden uyku akıyor. Aşk da “Uyu artık.” diye başımın etini yiyor. Ne yazdığımın farkında değilim azıcık gözlerim kapanıyor.
Ama seviyorum. Çok. Gözlerim kapanırken, yorgunluktan halsiz düşmüşken bile.

Filed under aşk sevgili tumblr günlük günce